çevirmek

TürkçeDüzenle

KökenDüzenle

çevirme + -k

SöylenişDüzenle

  • IPA(anahtar): /t͡ʃe.viɾ.ˈmec/
  • Heceleme: çe‧vir‧mek

EylemDüzenle

çevirmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi çevirir)

  1. bir durumdan başka duruma geçmek
  2. bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
    Evlerini otele çevirdiler.
  3. bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
  4. bir şeyin yönünü değiştirmek
    Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. — Y. Z. Ortaç
  5. bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
    Bağı duvarla çevirmek.
  6. çeviri yapmak
    Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş. — M. Ş. Esendal
  7. çevrilemek, tevil etmek
    Sözü işine geldiği gibi çevirdi.
  8. döndürerek hareket ettirmek
    Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. — S. F. Abasıyanık
  9. durdurmak
    Taksi çevirmek.
  10. geri göndermek
    Kendisine yollanan parayı çevirmiş.
  11. idare etmek, yönetmek
    Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. — H. Taner
  12. işlemek, yapmak
    Yine ne işler çeviriyorsun bakayım.
  13. kâğıt oyunu oynamak
  14. öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. — Ö. Seyfettin
  15. yoldan alıkoymak, yoldan döndürmek
    Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü.

ÇekimlemeDüzenle

Eş anlamlılarDüzenle

Zıt anlamlılarDüzenle

DeyimlerDüzenle

Türetilmiş kavramlarDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

GagavuzcaDüzenle

EylemDüzenle

çevirmek

  1. çevirmek