Disambig.svg Ayrıca bakınız: asil, ibdai, orijinal, özgün

TürkçeDüzenle

YazılışlarDüzenle

Eski Yazı: َُاصل

Düzenle

asıl (belirtme hâli asılı, çoğulu asıllar) -slı

  1. bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı
    Bir belgenin aslı.
  2. kaynak, kök, köken
    Yazının aslı resimdir.
  3. (felsefe) gerçeklik
    Bu haberin aslı yok.
  4. soy, nesep
    İnsan, dedi, aslını unutmamalıdır. - S. F. Abasıyanık

Karşıt anlamlılarDüzenle

ÇevirilerDüzenle

BelirteçDüzenle

asıl

  1. gerçekten, gerçek olarak
    Bana umut vermeye çalışıyor ama asıl onun teskin edilmeye ihtiyacı var. - A. Ümit

[a'sıl]

ÇevirilerDüzenle

Ön adDüzenle

asıl

  1. gerçek, esas
    Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek. - A. Ümit
  2. bir şeyin [[temel|temelini oluşturan, ana
  3. aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan
    Asıl sanat budur.
  4. bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı
    Asıl jüri üyesi toplantıya gelmediğinden yedek üye çağrıldı.

DeyimlerDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

  • Türk Dil Kurumu: "asıl"

AtasözleriDüzenle