keskin

TürkçeDüzenle

Ön adDüzenle

keskin (karşılaştırma daha keskin, üstünlük en keskin) keskin

  1. çok kesici, iyi kesen
    Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı. - H. R. Gürpınar
  2. (mecaz) tiz
    Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses. - P. Safa
  3. (mecaz) kırıcı, incitici
    En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş. - H. Taner
  4. (mecaz) etkili, sert
    Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor. - E. M. Karakurt
  5. (mecaz) kıvrak
    Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var. - C. S. Tarancı
  6. (mecaz) hassas
  7. (mecaz) dikkatli
  8. (argo) zampara

DeyimlerDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

AtasözleriDüzenle