Türkçe

değiştir

kütük (belirtme hâli kütüğü, çoğulu kütükler) kütük -ğü

[1] (ahşap) kalın ağaç gövdesi
[2] kesilmiş ağaç gövdesi
Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti. - R. H. Karay
Bir köşe başında, yüksekçe bir kütüğün üstüne oturmuş biri nal dövüyordu. - Y. Kemal
[3] kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var. - M. Ş. Esendal
[4] asma fidanı
Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz. - F. R. Atay
[5] resmî kayıt defteri, ana defter
[6] nüfus kütüğü
[7] (bilişim) bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü
[8] (madencilik) kütük demir
[9] görgüsüz, kaba kimse
Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu. - H. E. Adıvar

Deyimler

değiştir
sel ağzından kütük kapmak
sel önünden kütük kapmak

Kaynakça

değiştir

Çeviriler

değiştir

Atasözleri

değiştir
Akan çay her zaman kütük getirmez
Çubuk kırılır, çıt der; kütük kırılır, küt der

Çağatayca

değiştir
[1] kesilmiş, ana defteri

Gagavuzca

değiştir

kütük

[1] (ahşap) kütük
[1] Eski Türkçe kütük

Kaynakça

değiştir
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.