TürkçeDüzenle

Düzenle

delik (belirtme hâli deliği, çoğulu delikler)

[1] dar, küçük açıklık
[2] dar, küçük çukur
[3] küçük hayvan yuvası
[4] delinmiş şey.

HecelemeDüzenle

Lütfen bir dil kodu girin.

ÇevirilerDüzenle

Türk lehçeleriDüzenle

Alt kavramlarDüzenle

[1] hava deliği, kara delik
[3] fare deliği

ÖrneklerDüzenle

[1] Anahtar deliği karanlıktı, içerden belli belirsiz sesler geliyordu. - Y. Atılgan
[2] Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı. - S. F. Abasıyanık
[3] Fare deliği.

Türetilmiş kavramlarDüzenle

[*] delikçe, delikçi, delikçik, delikken, delikle, delikli, delikse, deliksi, deliksiz

KaynakçaDüzenle

  • Türk Dil Kurumu: "delik"

Ön adDüzenle

delik (karşılaştırma daha delik, üstünlük en delik)

[1] delinmiş olan
Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum. - H. S. Tanrıöver

Türk lehçeleriDüzenle

ÇevirilerDüzenle

GagavuzcaDüzenle

Düzenle

delik

[1] delik

AtasözleriDüzenle

[1] Delik büyük, yama küçük

DeyimlerDüzenle

cebi delik
delik deşik aramak
girecek delik aramak
kaçacak delik aramak

KaynakçaDüzenle

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki