parça

TürkçeDüzenle

KökenDüzenle

Osmanlı Türkçesi پارچه‎, Farsça پارچه(pârçe).

SöylenişDüzenle

Düzenle

parça (belirtme hâli parçayı, çoğulu parçalar) parça -sı

  1. bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey
    Yolun bu parçası bozuk.
  2. bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma v.s. yoluyla ayrılmış bölüm
    Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır." - Haldun Taner
  3. birkaçı bir araya geldiğinde bütünü oluşturan şeylerin her biri
    On parçadan yapılmış bir oda takımı.
  4. cisim, nesne
    Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı. - Ayla Kutlu
  5. pasaj
    Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım. - Reşat Nuri Güntekin
  6. tane
    Üç parça elbiselik kumaş.
  7. (argo) güzel, alımlı kız veya kadın
  8. (mecaz) küçümseme ve değersiz sayma bildiren söz
    Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun. / Daima eğeceksin başkalarına boyun. - Kemalettin Kamu
  9. (müzik) müzik parçası kavramının kısa şekli

ÇekimlemeDüzenle

Eş anlamlılarDüzenle

  • (bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma v.s. yoluyla ayrılmış bölüm): lime
  • (birkaçı bir araya geldiğinde bütünü oluşturan şeylerin her biri): modül

Alt kavramlarDüzenle

DeyimlerDüzenle

Türetilmiş kavramlarDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

AzericeDüzenle

Düzenle

parça

  1. parça

GagavuzcaDüzenle

KökenDüzenle

Farsça پارچه (pârçe)

Düzenle

parça

  1. parça

KaynakçaDüzenle

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

TürkmenceDüzenle

Düzenle

parça

  1. parça

KaynakçaDüzenle

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.