Disambig.svg Ayrıca bakınız: déad

İngilizceDüzenle

Ön adDüzenle

dead (karşılaştırma more dead, üstünlük most dead)

Dinle (ABD aksanı).

SöylenişDüzenle

IPA: /dɛd/
[1] ölü
[2] ölmüş
[3] soğuk
[4] donuk
[5] cansız

ÖrneklerDüzenle

[1] All of my grandparents are dead.
[2] When a man's verses cannot be understood, nor a man's good wit seconded with the forward child, understanding, it strikes a man more dead than a great reckoning in a little room.
[3] He is dead to me.
[4] She stood with dead face and limp arms, unresponsive to my plea.
[5] the dead load on the floor; a dead lift.

Karşıt anlamlılarDüzenle

KökenDüzenle

(Proto-Cermence): *daudaz → (Eski İngilizce): dēad → (Orta İngilizce): ded, deed

BelirteçDüzenle

dead

[1] tam (doğru)
[2] (argo) çok
[3] (argo) aşırı

ÖrneklerDüzenle

[1] He hit the target dead in the centre.
[2] She’s dead sexy.
[3] He’s dead stupid.

EylemDüzenle

dead

[1] (gücünü almak) öldürmek
[2] (argo) öldürmek

ÖrneklerDüzenle

[1] Heaven's stern decree, / With many an ill, hath numbed and deaded me.
[2] This dude at the club was trying to kill us so I deaded him, and then I had to collect from Spice.
[3] “What, you was just gonna dead him because if that's the case then why the fuck we getting the money?” Sha asked annoyed.

Düzenle

dead (çoğulu deads) (çoğul: dead)

[1] (Tekilken) Soğuğun, karanlığın ve durgunluğun en yoğun olduğu zaman.
[2] (Çoğulken) Ölmüş olan kişiler.

ÖrneklerDüzenle

[1] The dead of night. The dead of winter.
[2] Have respect for the dead.