soğuk

TürkçeDüzenle

KökenDüzenle

Eski Türkçe soguk

Düzenle

soğuk (belirtme hâli soğuğu, çoğulu soğuklar) -ğu

  1. (termodinamik) ısının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu
    Apışlarının arasına bir sac mangal alarak yakıcı soğuktan korunmaya çalışıyordu. - Ercüment Ekrem Talu

DeyimlerDüzenle

ÇevirilerDüzenle

BelirteçDüzenle

soğuk

  1. ilgisiz, sevimsiz biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek

ÇevirilerDüzenle

Ön adDüzenle

soğuk

  1. (termodinamik) ısısı düşük olan, sıcak karşıtı
    Bu el soğuktu ve titriyordu. - Peyami Safa
  2. üşütecek derecede ısısı olan
    Güneşli, soğuk bir gündü. - S. F. Abasıyanık
  3. (mecaz) duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz
    Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar. - R. H. Karay
  4. (mecaz) sevimsiz veya yersiz, antipatik
    Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu. - H. C. Yalçın
  5. (mecaz) cinsel istek duymayan
    Soğuk bir kadın.

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

AtasözleriDüzenle