TürkçeDüzenle

KökenDüzenle

Osmanlı Türkçesi طرف‎, Arapça طَرَف(ṭaraf).

TelaffuzDüzenle

Düzenle

taraf (belirtme hâli tarafı, çoğulu taraflar)

  1. arka, ön, sağ, sol, alt, üst v.s. yanların her biri
    Apartmanın temizliğine âzamî dikkat edilecek, her taraf pırıl pırıl olacak. — E. Şafak
  2. bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi
    Evine görücü gelecek kız tarafı strese girerdi. — Ü. Dökmen
  3. bir şeyin belli bölümü/kısmı
    Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı.
  4. cihet, doğrultu, yan, yön
    Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor. — M. Ş. Esendal
  5. düşünceleri, istekleri birbirine zıt olan iki kişiden veya topluluktan her biri
    Karşı tarafın adamları.
  6. yer, yöre
    Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu. — H. Taner

ÇekimlemeDüzenle

Alt kavramlarDüzenle

Kelime birliktelikleriDüzenle

Türetilmiş kavramlarDüzenle

Kelime birliktelikleriDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

  • Türk Dil Kurumu: "taraf"

GagavuzcaDüzenle

KökenDüzenle

Arapça

Düzenle

taraf

  1. taraf
  2. istekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden ya da iki topluluktan her biri

KaynakçaDüzenle

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

TatarcaDüzenle

Düzenle

taraf

  1. taraf, yan, cihet, yön