yabancı

TürkçeDüzenle

SöylenişDüzenle

  • IPA(anahtar): /ja.ban.ˈd͡ʒɯ/
  • Heceleme: ya‧ban‧cı

Eş anlamlılarDüzenle

  • (başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan): bigâne, ecnebî
  • (aileden, çevreden olmayan): özge

Düzenle

yabancı (belirtme hâli yabancıyı, çoğulu yabancılar) yabancı -sı

  1. başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan kimse
  2. belli bir yere veya kişiye mahsus olmayan kimse

ÇekimlemeDüzenle

Üst kavramlarDüzenle

Türetilmiş kavramlarDüzenle

ÇevirilerDüzenle

Ön adDüzenle

yabancı (karşılaştırma daha yabancı, üstünlük en yabancı)

  1. başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan
    Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. — R. E. Ünaydın
  2. başka bir milletle ilgili olan
    Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir. — M. K. Atatürk
  3. aileden, çevreden olmayan
    Ben, yabancı bir adam, neme lâzım, hiç sesimi çıkarmadım. — M. Ş. Esendal
  4. bilinmeyen, tanınmayan
    Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı. — Y. Z. Ortaç
  5. aynı türden, aynı çeşitten olmayan
    Yağın içinde yabancı maddeler var.
  6. bir konuda bilgisi, tecrübesi olmayan
    Bu uygulamanın yabancısıyım.
  7. belli bir yere veya kişiye mahsus olmayan
    Yabancı arabalar buraya park edemez.

AtasözleriDüzenle

DeyimlerDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle