Türkçe

değiştir

dökülmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi dökülür)

  1. dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
    Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda. Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda. - H. F. Ozansoy
  2. kumaş dökümlü olmak
  3. bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
  4. düşmek
    Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik. - Z. Selimoğlu
  5. çıkmak, ortaya konulmak
    Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu. - R. N. Güntekin
  6. kaplamak, yayılmak
    Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor. - M. Ş. Esendal
  7. salınmak, serbest bırakılmak
    Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı. - H. Taner
  8. kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
    Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü. - S. F. Abasıyanık
  9. çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
    Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek. - B. R. Eyuboğlu
  10. çok yorgun, hasta olmak
    Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler. - T. Buğra
  11. (coğrafya) akarsular, göl veya denize akmak

Deyimler

değiştir

Çeviriler

değiştir

Kaynakça

değiştir

Türkmence

değiştir

dökülmek

  1. dökülmek

Kaynakça

değiştir
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.