Türkçe

değiştir

Söyleniş

değiştir
IPA(anahtar): dønˈmec
Heceleme: dön‧mek

dönmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi döner)

  1. kendi çevresinde yada başka birşeyin etrafında hareket etmek
    İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum. - Yusuf Ziya Ortaç
  2. geri gelmek, geri gitmek
    Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük. - Halikarnas Balıkçısı
  3. yönelmek
    Babam birdenbire bana döndü. - Sait Faik Abasıyanık
  4. sapmak
    Gülümseyerek bir köşeyi döndü. - Peyami Safa
  5. bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
    Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü. - Aka Gündüz
  6. sınıfta kalmak
    Çocuk çalışmazsa bu yıl döner.
  7. durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek
    'Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar. - Reşat Nuri Güntekin
  8. belirli bir yerde dolaşmak
  9. kendini bir yandan bir yana çevirmek
    Yatağında sabaha kadar dönüp durdu.
  10. yöneltilmek, düzene koyulmak, çekip çevrilmek
  11. söz konusu etmek, hatırlamak
    Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim. - Haldun Taner
  12. bırakılan bir konu veya işe başlamak
  13. (mecaz) hileyle, gizlice yapılmak
    Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum. - Refik Halit Karay
  14. (din) inanç, din veya düşüncesini değiştirmek
    Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti. - Ömer Seyfettin
  15. kendi ekseni ya da başka bir şeyin çevresinde devinmek

Çekimleme

değiştir

Deyimler

değiştir

Sözcük birliktelikleri

değiştir

Çeviriler

değiştir

Kaynakça

değiştir

Atasözleri

değiştir