Türkçe

değiştir

[gir·mek]

Söyleniş

değiştir
IPA(anahtar): /ɡiɾ.ˈmec/
Heceleme: gir‧mek
Osmanlı Türkçesi كرمق(girme + -k)

girmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi girer) -er

  1. ağrı, sancı başlamak, saplanmak
  2. almak, fethetmek
    Ordularımız İstanbul'a girdiler. — M. Ş. Esendal
  3. başlamak, girişmek
    Kaçırdım gene ipin ucunu, bir türlü konuya giremiyorum. — N. Ataç
  4. bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak
    Tuz genellikle her yemeğe girer.
  5. bulaşmak
    Koyunlara kelebek hastalığı girdi.
  6. detaylara inmek, incelemek
  7. dışarıdan içeriye geçmek
    Birlikte kiliseden içeri giriyoruz, ben topallıyorum. — A. Ağaoğlu
  8. erişmek, ulaşmak
    Yirmisine girdi.
  9. iyice anlamak, iyice bilmek
  10. katılmak
    Bugün edebiyat imtihanına girdim. — Y. Z. Ortaç
  11. kavgaya tutuşmak
  12. sığmak
    Elim bu eldivene artık rahatlıkla giriyor.
  13. sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak
    Ceketinin ucu tabağa giriyor.
    Denize girmek.
  14. yazılmak, başlamak
    Okula girdi.
  15. yeni hâle geçmek, dönüşmek
    Göğün morlaşan kenarı eriyor, menekşe rengine giriyordu. — Ö. Seyfettin
  16. yüklenmek
  17. zaman anlamlı kavramlar için gelmek
    İlkbahar girdi.
  18. (hukuk) geçmek, tecavüz etmek
    Komşu, tarlamıza beş metre girdi.

Çekimleme

değiştir

Zıt anlamlılar

değiştir

Alt kavramlar

değiştir

Deyimler

değiştir

aralarına kara kedi girmek, aslan ağzına girmek, bahse girmek, bir yaşına daha girmek, birbiri girmek, birbirine girmek, çıkmaza girmek, deliğe girmek, içine girmek, yürürlüğe girmek

Türetilmiş kavramlar

değiştir

girebilmek, girdirmek, girilmek, girivermek

Çeviriler

değiştir

Kaynakça

değiştir