salmak

TürkçeDüzenle

HecelemeDüzenle

Heceleme: sal‧mak

EylemDüzenle

salmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi salar) -ar

  1. bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
    Derhâl kapının zincirini salıvererek kanadı arkasına kadar açtı. - E. E. Talu
  2. yollamak, göndermek
    Bununla beraber peşine adam salmak gerekir. - A. Gündüz
  3. koymak, katmak
    Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız. - R. H. Karay
  4. sürmek
    Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. - R. E. Ünaydın
  5. uğratmak
    Başını derde salmak.
  6. vergi yüklemek
    Ona elli bin lira salmışlar.
  7. üzerine yürütmek
    Tazıyı tavşana salmak.
  8. saldırmak
    Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi. - M. Ş. Esendal
  9. sarkıtmak
    Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
  10. (denizcilik) gemi demir üzerinde dört yana dönmek
  11. bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
  12. (fizik, kimya) ışın, erke, tanecik demetleri verip göndermek

DeyimlerDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

ÇağataycaDüzenle

EylemDüzenle

  1. koymak, bina etmek
  2. atmak

Eski TürkçeDüzenle

Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

EylemDüzenle

  1. atmak
  2. bir şeyle işaret etmek
  3. göndermek
  4. götürmek
  5. toplamak
  6. toplu hale getirmek

KaynakçaDüzenle

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.

KaynakçaDüzenle

  • Sinanoğlu, Oktay (1978). Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.


TürkmenceDüzenle

EylemDüzenle

salmak

  1. yapmak, kurmak
  2. içine koymak, yerleştirmek

KaynakçaDüzenle

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.