Disambig.svg Ayrıca bakınız: goz

TürkçeDüzenle

göz hakkında Türkçe Vikipedi'de ansiklopedik bilgi bulabilirsiniz.

SöylenişDüzenle

  • IPA(anahtar): ˈgøz geçersiz IPA karakterleri (g), replace g with ɡ
  • Heceleme: göz

KökenDüzenle

Osmanlı Türkçesi گوز(göz)

Düzenle

göz (belirtme hâli gözü, çoğulu gözler) -zü

 
[1] İnsanın göz
 
[7] Göz
  1. (anatomi) görme organı, basar
    Gözü iki numara miyop.
  2. bazı deyimlerde görme ve bakma
    Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin.
  3. (mimarlık) oda
    Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı. Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu. - Z. O. Saba
  4. bakış, görüş
    Bu sefer alacaklı gözüyle baktım.
  5. (coğrafya, hidroloji) suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
    Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? - T. Buğra
  6. delik, boşluk
    ''İğnenin gözü. Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. - S. F. Abasıyanık
  7. (mobilya) çekmece
    Masanın gözleri.
  8. terazi kefesi
  9. nazar
    İnsanı gözle yiyip bitirirler. - Ö. Seyfettin
  10. sevgi, ilgi, gönül bağlantısı
    Gözden düşmek. Göze girmek.
  11. (bitki anatomisi) ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri
    Göz aşısı.
  12. bölüm, hane
    Dama tahtasında altmış dört göz vardır.
  13. bazı yaraların bölümü
    Çıbanın gözü.
  14. kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk

ÇekimlemeDüzenle

DeyimlerDüzenle

AtasözleriDüzenle

Üst kavramlarDüzenle

Sözcük birliktelikleriDüzenle

Türetilmiş kavramlarDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

  • Türk Dil Kurumu: "göz"

AzericeDüzenle

Düzenle

göz

  1. (anatomi) göz

GagavuzcaDüzenle

KökenDüzenle

Osmanlı Türkçesi کوز

Düzenle

göz

  1. (anatomi) göz

KaynakçaDüzenle

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

TürkmenceDüzenle

Düzenle

göz

  1. (anatomi) göz