kapamak

TürkçeDüzenle

SöylenişDüzenle

IPA(anahtar): /kapaˈmac/

HecelemeDüzenle

Heceleme: ka‧pa‧mak

EylemDüzenle

kapamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kapar) -r

  1. bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek
    Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı. - H. E. Adıvar
  2. hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak
  3. bir şeyin görünmesine engel olmak
    Bu yapı manzarayı kapadı.
  4. geçişi engellemek
    Kar yolu kapamıştı.
  5. tıkamak, içini doldurmak
    Çukuru kapamak.
  6. su, elektrik gelişini kesmek
    Elektriği kapadı.
  7. çalışamaz, görev ve yapamaz duruma getirmek
    Fabrikayı kapamışlar. Gazeteyi kapadılar.
  8. üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak
    O konuyu kapayalım.
  9. bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek
    Zengin kadını tımarhaneye koymadılar, buraya, çiftliğe getirip kapadılar. - H. R. Gürpınar
  10. ortalıktan alıp saklamak
    Vurguncular kumaşları kapamışlar.
  11. karşılamak, denk gelmek
    Bu ikramiye borçlarımı kapar.

DeyimlerDüzenle

Türetilmiş kavramlarDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

ÇağataycaDüzenle

EylemDüzenle

  1. ablukaya almak, çevirmek, muhasara etmek, örtmek

KaynakçaDüzenle

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.