bozmak

TürkçeDüzenle

SöylenişDüzenle

IPA(anahtar): bozˈmac

HecelemeDüzenle

Heceleme: boz‧mak

EylemDüzenle

bozmak bozmak -ar bozmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bozar)

  1. bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapmayacak duruma getirmek, rahatsız etmek
    Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor.
  2. yerin, şeyin düzenini karıştırmak
  3. dokunmak, zarar vermek
    Bu yemek midemi bozdu.
  4. geçersiz bir duruma getirmek
    Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun. - Memduh Şevket Esendal
  5. (para) büyük parayı küçük birimlere ayırmak
    Bir milyon lira bozar mısın?
  6. bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek
    Düşman ordusunu bozmak.
  7. altını paraya çevirmek, bozdurmak
  8. yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek
  9. bağ veya bostanın son ürününü toplamak
    Bostanı bozduk.
  10. kızlığına zarar vermek
  11. biçimini ve kullanılışını değiştirmek
    Eskileri bozuyor; beni, çocuğu giydiriyor. - Ömer Seyfettin
  12. bırakmak, dağıtmak
    Tam biraz rahat edeceğim, işimi bozuyorsun. - Sait Faik Abasıyanık
  13. (mecaz) bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek
    Adamcağızı fena bozdunuz.
  14. (mecaz) aklını kaybedecek derecede bir şeye düşkün olmak
    Adamcağız politika ile bozmuş.
  15. (mecaz) kötü duruma getirmek

DeyimlerDüzenle

ÇevirilerDüzenle

KaynakçaDüzenle

Eski TürkçeDüzenle

Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

EylemDüzenle

  1. bozmak
  2. yıkmak

TürkmenceDüzenle

EylemDüzenle

bozmak

  1. bozmak
  2. silmek